Bursa Mudanya’ya gidenler için mutlaka gidilmesi gereken şirin mi şirin bir kasabayı tanıtmak istiyorum sizlere. Mudanya gezisi sonrasında tavsiye üzerine 11 km mesafede ki bu şirin kasabayı görmek istedim. Eski isminin neden Zeytinbağı olduğunu kasabaya girdiğiniz de hemen anlıyorsunuz. Zeytin ağaçları ve tabii ki Trilye zeytini ile meşhur bu kasaba adeta bir rüya kenti havasında.

Mudanya’nın taa antik çağlara dayanan tarihi beldesi Trilye 1. Derece sit alanı olduğu için eski yerleşim alanları ve yıkılmaya yüz tutmuş binaları ile ilk görüşte beni biraz üzmüş olsa da sokaklardan gelen çocuk cıvıltıları ile neşem yeniden yerine geldi. O özlediğimiz eski sokak muhabbetleri, samimi komşuluklar ve neşeli yüzler görmek Trilye için değişik bir şey olmasa da bana oldukça değişik geldi. Metropolleşmiş ve robotlaşmış bir hayattan yeniden gerçek dünyaya dönüş gibiydi adeta.

Tarih de Trilye

Sizlere ilk olarak kısaca Trilye’nin tarihinden bahsetmek istiyorum. Bursa Trilye beldesinin tarihi antik çağlara kadar dayanmakta olup hep yerleşim yeri olarak kullanılmış. Trilye sokaklarında gezerken Rum ve Hristiyan halkın yaşamlarına dair izleri görmeniz mümkün. Bu nedenle hem doğal güzelliği hem de tarihi zenginliği ile dikkat çekici bir belde olan Trilye, Bursada mutlaka görülmesi gereken yerler arasında olmalıdır.

Cumbalı Trilye Evleri

Trilye eski çağlardan beri bir balıkçı kasabası olmuş. Özellikle cumbalı Rum evlerinin ne denli çok olduğuna dikkat ederseniz buranın eskiden Rum balıkçı kasabası olduğunu söylemek yalan olmaz. Trilye evleri o tarihi güzelliğinden hiçbir şey kaybetmeden capcanlı karşılıyor bizi. 2 ya da 3 katlı olarak yapılmış tarihi cumbalı Rum evleri beldenin 1. Derece sit alanı oluşu nedeni ile hala bize tarih anlatıyor.

Cıvıl Cıvıl Trilye Sokakları

Trilye sokakları rengarenk hatta öylesine renkli ve cıvıltılı ki adeta kendinizi tatlı bir rüyada gibi hissediyorsunuz. Her sokakta cıvıl cıvıl oyun oynayan çocuklar, Kapı önünde sohbet eden teyzeler ve kahve önlerinde koyu sohbete dalmış amcalar görmek mümkün. Trilye de öyle canlı ve samimi bir yaşam var ki o koca şehirlerden buraya gelen herkesin ilk düşündüğü benim gibi buraya yerleşmek olmuştur sanırım.

Trilye de Nereye Gidilir

Trilyede Gezilecek Yerler? Bu Trilye’ye hiç gelmemiş birisi için çok olağan bir soru olsa da Trilye’yi görmüş birisi için çok tuhaf bir soru olsa gerek. Trilye öyle dolu dolu bir belde ki her sokak size ayrı bir tarih anlatırken her sokak size çok farklı güzellikler sunmaktadır. Bu nedenle size ilk tavsiyem Trilye sokaklarında gezmeniz, sokaklarda çay içen amcalarla ya da teyzelerle sohbet etmeniz ve içimdeki çocuğu hala kaybetmedim diyorsanız çocuklar ile oyun oynamanız olacaktır.

Trilye doğal ve tarihi güzelliği nedeniyle amatör ya da profesyonel fotoğrafçılık ile ilgilenenler için muhteşem güzellikler sunuyor. O yüzden bu gezinizde fotoğraf makinanızın yanınızda olmasını tavsiye ederim. Yaşı 200’e dayanan ve Osmanlı Rum mimarisinin tüm güzelliklerini Trilye de görebilir çekeceğiniz fotoğraflar ile ölümsüzleştirebilirsiniz.

Trilye sokaklarından sonra kesinlikle uğramanızı ve görmenizi istediğim yerlerden biri de Trilye Taş Mektep olacaktır. 1909 yılında tapılan bu 4 katlı mektep şu an harabe bir görüntüye sahip ve gezilmesine izin verilmiyor. Ancak papaz okulu olarak başlayan hayatına öksüzler evi ve ilkokul olarak devam eden taş mektep tarih severlerin mutlaka görmesini tavsiye edeceğim bir yerdir.

Trilye Kiliseleri

Gerçek İsmi Panagia Pontobasilissa Kilisesi olan Kemerli Kilise, 13. Yüzyılda yapılmış. Meryem Ana’ya adanmış olan bu kilisenin Hristiyanlar için özel bir yeri var ancak şu an ziyaretçilere kapalı durumda.  Uzun süredir restorasyonu devam eden Kemerli kilise, restorasyon sonrasında yeniden ziyaretçilere kapılarını açacaktır.

Rumlardan Osmanlıya miras kalan bir başka tarihi yapı ise Aya Todori Kilisesi’dir. Şu an Fatih cami olarak da bilinen bu kilise Rum döneminde bölgede yapılan en büyük kilise olma ünvanına sahiptir. Fatih cami yanında gördüğümüz Osmanlı hamamı ise restorasyon çalışmaları tamamlandıktan sonra bir kültür merkezine dönüşecekmiş.

Gerçek isminin Yuannes Kilisesi olduğunu öğrendiğim Dündar evi, son alıcısı tarafından otel yapılmak için alınmış ancak bölgenin 1. Derece sit alanı oluşu ve bir çok bürokratik engeller nedeniyle öylece kalakaldığını öğrendim. Ancak Trilye’ye gelip de görmeden gitmemeniz gereken bir yer olarak buraya not etmek isterim.

Yat Limanında Lezzet Şöleni

Trilye gezimizde uğramamız gereken bir durak da mutlaka yat limanı olmalıdır. Özellikler de Trilye sokaklarında yaptığınız keyifli bir yürüyüşün ve tabii ki mis gibi doğa havasından sonra karnınız açıktı ise size tavsiyem tarihi balıkçı kasabasında balık yemeniz olacaktır. Balıkçıların en çok olduğu yer ise Trilye yat limanıdır.

Yat Limanında yemek yedikten sonra Trilye sahil yürüyüşü yapmanızı tavsiye ederim. Yürüyüş sonrası benim tercihim Trilye Çamlı kahve de asırlık çınarların altında bol köpüklü Türk kahvemi yudumlamak olmuştu. Ancak burasının kahvaltı içinde çok fazla tercih edildiğini öğrendim. Bir sonraki Trilye gezimde güne Çamlı kahve de mis gibi bir kahvaltı ile başlamayı planlıyorum.

Trilye Köylü Pazarı ve Trilye çarşısı alışveriş yapmayı sevenler için oldukça güzel seçenekler sunuyor. Zeytini ile meşhur belde de zeytin ve zeytinyağı dışında ev yapımı turşu ve reçeller alabilirsiniz. Ufak hatıralar ya da sevdiklerinize hediyeler almak istiyorsanız da Trilye de bir çok eski ve ya hatıralık eşyalar satan dükkanlar olduğunu göreceksiniz.

Biri Perili Ev mi Dedi!

Ardında birbirinden farklı ilginç hikayeler barındıran Perili ev hikayeleri hiç bitmez. Ben de Trilye gezim Perili ev ile bitsin istedim. Duydum ki sırf bu perili evi görmek için hususi olarak Trilye’ye gelenler varmış. Perili ev hikayelerini sevenler için kesinlikle tavsiyemdir.

Hani derler ya “Anlatılmaz yaşanır” İşte Trilye de öyle bir yer. Geçmişten karşımıza çıkan cennetten bir köşe mi desem bilemedim ama dilerim ki sizlerde Trilye hikayenizi bu kadar keyifli bir şekilde yaşar ve anlatırsınız.